Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

Feodalizmin İki Yüzü ve Devletin Tavrı…

Kişisel Web Sayfası

15.7.2013

Türkiye Cumhuriyeti Devletini idareye memur cumhuriyet hükümetinin mevcut başbakanına göre 1937 yılının Dersim olaylarının suçlusu Devlet, özellikle bir siyasi parti... Konu hakkında çok önemli bilgiler verildiğini zan eden bir düşünce adamı, başbakanın irat buyurdukları nutuktan mealen şu ifadeleri not aldı. Başbakana göre;

"Dersim'i bombalayan Devlet değil, CHP... PKK'yla masaya oturan AKP değil, Devlet..." Konu tam anlaşıldı mı şimdi?

Bakalım tarihin yakın yapraklarına, neler olmuş şu Dersim'de?

**

Dersim İsyanı Başlıyor...

Yıl 1937...

Cumhuriyet kanunlarını tanımayan feodal yapının egemen güçleri, nüfuz alanlarına müdahale olacak endişesiyle devlete karşı isyan eder... Okul istemez, yol istemez, köprü istemez... Yol, köprü yapılırsa devletin kolluk güçleri Dersime gelecek, emniyet sağlanacak, feodal odakların halk üzerindeki nüfuzu da yok olacak... Okul yapılırsa vatandaşın çocuğu okuyup dünyadan haberdar olacak, yine feodal güçlerin egemenliği zayıflayacak...

 

Beri taraftan da yüzyıllardan beri süre giden feodal güçler olan ağalık, aşiret reisliği, seyitlik, şeyhlik vs mahalli güçlerin cumhuriyet kanunlarına tabi olmalarını sağlamak ve her vatandaşı yasal eşitliğe kavuşturmak için TC Devleti kararlı...

**

Devletin bu kararlı tavrı karşısında feodal güçlerin oluşturduğu irili ufaklı 52 aşiretin 6 tanesi devlete karşı isyanı başlatır... Diğerleri devletin, cumhuriyetin yanında yer alır... Tunceli'de Murat Nehri üzerinde Devlet vatandaşın hizmeti için köprü yapar... Köprü iri kalın dayanıklı kalaslardandır...

Köprünün başında bir de jandarma karakolu vardır; 33 asker ve bir komutanı... İsyanın ilk hedefi, bu köprübaşındaki karakol olur... Baskın yapılır... 33 Asker ve komutanları şehit edilir...

Telefon hatları kesilir, köprü havaya uçurulur, yakılır...

Yakılıp yıkılan köprü ulaşımı sağladığı için önemlidir...

Eşkıya pusu kurar yardıma gelecek askere...

Eşkıyanın pususuna 56 askerden oluşan bir jandarma taburu düşer, 56 asker daha şehit olur... Bu noktadan itibaren film kopar...

İşte bundan sonrası Devletle feodal eşkıyanın çatışması başlar...

İki aşamadan oluşan isyan bastırma, feodalizmi cumhuriyete uyumunu sağlama hareketidir...

Birinci Dersim harekatında başbakan İsmet Paşa'dır, ki bu aşamada Dersim bombalanmadı, kara harekatıyla isyan eden 6 aşiretin oluşturduğu yaklaşık 2-3 bin isyancının teslimini sağlamaktır... Tam başarılı olmaz, 2. Dersim harekâtı başlar, başbakan Celal Bayar'dır... Bu devrede hava harekâtı yapılır, teslim olmayan isyancılara havadan bombalama yapılır, zayiat çok olur...

**

Tunceli'de Köprü Açılır...

Devlet için devlet olmaz, cumhuriyetin kanunları her yerde geçerlidir, vatandaşın feodal baskılardan kurtulması için eğitim ve hizmetin götürülmesi şartı esas alınır... Ve eşkıyanın yakıp yıktığı köprünün yenisini ve daha güçlüsünü yapar devlet...

Devletin varlığı ortaya konulur...

İşte 1737 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün açılışını yaptığı köprü bu köprü... Mustafa Kemal, başbakan Celal Bayar'la birlikte önce Elazığ'a oradan Pertek'e ve ardında Tunceli'ye gidip, Murat Nehri üzerindeki yeniden yapılan "Singeç" Köprüsü'nün açılışını yapar...

Buradaki temel fikir ve davranış, devletin eşkıyaya nasıl davranacağı noktasındaki örnek ve ibret verici derstir... Bugünkülerle kıyaslamayı okuyucu zaten yapacaktır...

**

İsyanın Elebaşı Seyit Rıza'ydı...

Başbakana göre Seyit Rıza bir "kukla" idi!

Kuklanın ipi olur, ipi de elinde tutan oynatıcıları...

Tıpkı günümüzde Ortadoğu'da oynatılan kuklalar gibi...

Reyit Rızanın ipini bırakan oynatıcıların en güvendiğine "yalvarış" niteliğinde bir mektup yazar Seyit Rıza...

Perde arkasında casuslarıyla feodal güçleri kullanarak, etnik kimlik ve mezhep kışkırtıcılığı yaptırarak iç kargaşalığı çıkartır. O sıralarda görüşmeleri süren Musul'un Misak-ı Milli sınırları dışında bırakılmasına sebep olan Dersim isyanıyla İngilizler amaçlarına ulaşır. İşini bu amaçla idare eden İngiliz casusları aracıyla Seyit Rıza Bakana bir mektup yazar; mektup İngiltere Dış İşleri Bakanlığının Suriye'deki İngiltere Elçiliğine gönderilir...

**

Seyit Rıza'nın mektubu...

"Sayın ekselansları" diye başlar mektup...

Mektupta hem yalvarış, hem böbürlenme, hem Devlete karşı eşkıyanın başarı methiyesi vardır... Anadolu'yu "çorak toprak" derken "Kürdistan-Dersim bereketli toprak" oluverir... Dersim toprağının verimliliğinde bahseder...

"Sayın ekselansları" diye başlayıp devam ediyor; "Türk Hükümeti yaptığı anlaşmalar sayesinde dış baskılardan kurtuldu, Dersim'e girmeye kalkıştı, Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık, direnişimiz karşısında Türk uçakları bombalamaya başladı" içinde bulunduğu durumu mektupla anlatıyor, Seyit Rıza...

Mektubun bir bölümünde; "..sayın ekselanslarına sesleniyorum, hükümetinizin yüksek manevi etkisinden Kürt halkını yararlandırmanızı istirham ediyorum, en derin saygılarımın kabulünü rica ediyorum..." diyerek bitiriyor mektubunu... İmza; "Seyid Rıza"

**

Mektup Gerçek mi?

 

Seyit Rıza'yı "masum" göstermek için gayretler var...

Böyle bir mektubun olmadığını iddia edenler çok...

Masumiyet bir niteliktir, herkeste olmaz, olanda da kutsallık vardır.

Eşkıyanın masumiyeti beyazın kara olarak gösterilmesi gibi bir şey... Bazı köşe kapıcısı uzaktan kumandalı kriptolar, böyle bir mektubun asla var olmadığını iddia ediyorlar.

İyi de mektubun altındaki "kütük" gibi "Seyid Rıza" imzasının anlamı nedir?

Buna rağmen mektubu Seyit Rıza yazmadı diyorlar, "Baytar Mehmet Nuri Dersimi" yazdı demeleri ne kadar anlamlı olabilir ki!

Diğer bir husus ise, "...o mektup Fransa'ya yazıldı, Fransa Devlet Arşivleri'nden doğrulamak mümkün ya da değil..." demeleri...

İşin vahameti işte buradan başlıyor; sanki Fransa babanın oğluymuş gibi, topu Fransa'ya atıyorlar

**

Mektubun Adresi

Fransa'ya gitmeye gerek yok, mektubun adresini veriyorum; Londra'da "The National Archives" diye bir yer var...

Bu merkez İngiltere'nin Devlet Arşivi...

Yani İngilizlerin milli hafızası, her şey orada kayıtlı...

Merak eden arşivin kayıt bölümüne gider, "FO 371/20864/E5529" numaralı belgeyi rica eder, mektubun fotokopisini 50 pens karşılığında alır... Olay bu kadar gerçek ve kolay...

**

Sonuç

Dersim'de feodalizmin devlete karşı yaptığı isyana devlet, devlet gibi davrandığı için, o günün iktidardaki siyasi partisi SUçLU (!) sayılacak, ama 40 bin insanın kanına giren ve FEODALİZMİN YENİ VERSİYONU olan terör örgütü ve onun önden gelenleriyle PAZARLIK yapılacak, bölge halkını terör örgütünün insafına terk edecek her istekleri yerine getirilecek, devlet teröre yenik konumuna sokulacak fakat iktidardaki parti GüçLü (!) sayılacak...

İşte size feodalizmin eski ve yeni versiyonu ile gerçek devlet anlayışı ile "çakma" devlet anlayışı...

R. Demir (10.7.2013) (Kaynak bilgi; Feodalizmin Devlete İsyanı ve Dersim Olayları adlı kitabımız)

1751

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir831557