Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

Sözüm Samimi Müslümanlara…

Kişisel Web Sayfası

2.9.2013

Sözüm Samimi Müslümanlara...

Sözüm Samimi Müslümanlara...

Bugünlerde Mısır'daki darbe ve darbe karşıtı Mısır halkı arasında devam eden çekişme ve katliamlara varan insanlık onurunu yok sayan davranışlar ve eylemler karşısında, insan olarak, sonra da samimi bir Müslüman olarak üzülmemek mümkün değildir.

Gözlüyorum, dinliyorum; başta cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere Mısır'daki olaylar hakkında "taraf" konumunda "bir ülkenin dış politikasıyla" yakından ilgisi olmayan beyanatlarda bulunuyorlar. Sanki Mısır'ı idare ediyorlarmış gibi davranışlar...

Katliamı lanetlemek, kınamak, tavır koymak ayrı şey, devletin iç işlerine müdahil olunacak kadar ileri derecede sorumlu mevkilerdeki insanlar olarak söz söylemek başka şeydir...

Dikkatimi çeken diğer bir çelişki ise Yurdumuzda gerçekleşen bir Gezi Parkı Direnişi oldu. Bu silahsız, demokratik hak kullanımı olan bir yürüyüş, toplanma eylemine karşı devletin kolluk gücü polisin kurşunlarıyla ölen, gözleri kör olmuş onlarca gençlerimiz, olmasına karşın yetkili ve sorumluluk sahipleri çok farklı davrandılar. Mısır'daki "kardeşlerine" gösterdikleri hassasiyeti Türk vatandaşları için her nedense göstermediler...

Onlara "ateş" emrini veren iktidar sahipleri değil miydi?

Gezi Direnişi nedeniyle ölen ve gözlerini kaybeden onlarca gencin, yüzlerce yaralının, belki yüzlerce tutuklunun hak ve hukukları hakkında Mısır ya da Suriye devlet başkanları Türk hükümetinin tutumunu kınayan sözler söyleseydi nasıl bir karşılanırdı?

Aynı yetkililer ve sorumlular Gezi Parkı olayları hakkında sadece "karşı düşman" gibi tavır takındılar.

Bu ne çifte standart? Bu nasıl dindaşlık, vatandaşlık!?

**

Diğer bir çelişki;

Başbakan Tayyip Bey, Suriye'deki rejim karşıtlarına açık destek vererek "iç işlerimizdir" diyecek kadar ileri gitmesi hangi devletler hukukuna sığar?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Mısır ve Suriye ile ilgilendikleri kadar hem Müslüman hem de soydaşlarımız olan dış Türklerin (Kerkük, Doğu Türkmenistan, Kafkasya) katliamlarıyla neden ilgilenmediler?

Onlar Türk oldukları için mi "tu-kaka" olarak sayıldılar!

Cuma günü İstanbul'da, Ankara'da meydanlara dökülen "şeriat isteriz, kahrolsun demokrasi" diye bağıran ve kendilerini "Müslüman" sanan vatandaşlarımız Karabağ'da, Hocalı'da, Doğu Türküstan'da, Kerkük'te Türkler katledilirken neden yoktular?

Türkler katledilirken, Rabiatül Adeviye Meydanı'nda gösteri yapan Mısırlı oldu mu?

Kerkük'de Türkmen katliamı yapılırken, Gazze'de sokaklara dökülen Filistinli gördünüz mü?

Ya da, Doğu Türkistan'da Türkler katledilirken ''Müslüman Kardeşler'' neredeydi?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanıyan 1 tane Arap ülkesi gösterebilir misiniz?

Yapılanlara tepki göstermek, duruş sergilemek ayrı bir şey, şuursuzlaşmak başka şey...

Hem dindaş hem de soydaş olacaksın, ama katliamlarına seyirci kalacaksın, başka milletlerin sevdasına düşeceksin!

Onlar için gözyaşı dökeceksin!

Bu hal inandırıcı olabilir mi?

**

Samimi Müslüman, dindar vatandaşlarıma seslenmek istiyorum; lütfen biraz aklınızla, mantığınızla düşünün; hislerinizle, menfaatlerinizle, siyasi ve ekonomik çıkarlarla değil... Gerçek anlamda İslam şuurunu taşıyan bir insan olarak düşünün... Tanrı'nın emri olan (Yunus, 100 ayet) emrinin gereğini yapınız; Türk oldukları için siyasilerin yaptığı bu ayırımı bari siz yapmayınız...

Müslümanlar arasında mezhepçilik yaparak ayrıştırmaya taraf olmak nasıl bir din anlayışı olabilir?

Vatandaşlarını Alevi-Sünni diye ayırım yaparak, birilerini "üvey" vatandaş muamelesi yaparak nereye varılmak isteniyor? Birlik yerine ayrıştırmayı yapmak hangi insafa ve vicdana sığar?

Müslüman kardeşliği ve ya ümmetçilik inanç sistemi içinde insanı hoş görmeyi ve hakkaniyet içinde olmayı telkin eder. Bu, samimi Müslüman'ın uyması gereken temel davranış...

Müslüman kardeşliği ve ya ümmetçilik inanç sistemi içinde insanı hoş görmeyi ve hakkaniyet içinde olmayı telkin eder.

Söz konusu Türk olunca, neden "es" geçme gereği duyuluyor?

Ve neden o çok muhterem "dindaşlarımız" ve dahi "kardeşlerinizin" aklına gelmiyorlar?

Yanlış yolda olanları iyice görünüz, ayırımcı ve ayrıştırıcı tavırlara pirim vermeyiniz...

Aklını ve mantığını kullanan gerçek, samimi dindar bunun farkına varacaktır...

Bu hususu oturup iki kez düşünmek gerek...

R. Demir (2.9.2013)

1517

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir839719