Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

Yalanla Kandırılan Halkıma…

Kişisel Web sayfası

26.9.2013

Yalanla Kandırılan Halkıma...

Prof. Dr. Ramazan Demir

Son on yıldan beri ülkemde bir ‘akıl tutulması' var...

Türk münevveri / aydını dediğimiz "akl-ı selim" insanlar arasında sorumsuzluğa ve neyime lazımlığa dayalı bir yozlaşma gözleniyor...

Türk aydının tavrı, akılla değil duygularla yönetiliyor...

Türk halkına rehber olacak, önder olacak dinamikler sessiz ve vurdumduymaz...

Her alanda egemen hale gelmiş iki sözcük var; aldatmak ve aldanmak...

Toplumun beynini ve ruhunu işgal eden, vicdanına egemen olan bu iki sözcük; yalana dayalı aldatma ve aldanma...

Bunun önderliğini de siyasi erkin ana kadroları yapıyor...

Evet, yalanla aldatmak ve aldanmak...

Şu anda Türkiye'de geçerli olan ve itibar gören hal...

**

Halk günlük yaşıyor zaten...

Onun ilgilendiği, her boy ve türdeki geçim aracı imkânlar...

Genç kuşak üzerinde inanılmaz derecede örgütlü cehaletin etkileri var...

Yönelimleri ve etkileriyle halk ve gençlik aldatılıyor, beyni şartlandırılıyor...

Bir yandan terör ile devlet eşitleniyor, terör örgütüne teslim ediliyor, diz çöktürülüyorken etkin bir reaksiyon yok...

Cılız siyasi hareketlerin dışında kimseden etkin bir aksiyon yok...

Bu yıkıma karşı çıkan ne üniversite, ne gençlik, ne aydın kesimi var...

Çok cılız sesleri de, ekonomik ve şahsi menfaat sağlama bağlamında abluka altındaki medya duyurmuyor...

Cumhuriyetin kazanımlarından hem yararlanılıyor, hem de cumhuriyeti dönüştürmek, sonuçta yıkmak için uğraşılıyor... Siyasi iradenin ihaneti görüldükçe çok sınırlı kesimlerle halk ve gençlik bir sığınak arıyor...

**

Milli devletin kuruluş felsefesine dayalı cumhuriyetin kazanımları doğru ve tam anlatılmadı genç kuşaklar...

Kutsal Dini olan İslamiyet'i de doğru öğrenmedi bu millet; ‘bildiğini zan edenler' yalancıydı, dini menfaat için kullanıyordu, yalana dayalı bir aldatmaları vardı ve halk da aldanıyor... Vahiyle indirilen din değil UYDURULAN DİN rağbet gördü; çünkü onda yalan, menfaat vardı... Kutsal din ARAPLAŞTIRILDI... Arap'ın kültürü, hurafeleri, gelenekleri "din" diye Türk halkına sunuldu... Halk da samimi inançlı olduğu için bu yalanlara inandı...

Genç kuşak tarihten habersizdi, unutturulmuş ya da tarihin utanılacak sayfaları gösterilmişti... Oysa dünyanın en büyük medeniyetini kurmuş bir milletin kuşaklarıydılar... Onlara uygulanan, masallarla avutulmaydı...

**

Batı medeniyetini "gâvur" icadı olarak görenler, bugün onun kölesi oldular, emperyalizmin, zalimin ortağı, maşası oldular...

Bugünkü siyasiler, Haçlılara işbirliği için yalvarıyor ki Müslüman Kanı döksün!

Bu nasıl Müslümanlık?

Ey samimi dindar kardeşlerim bu yalanı, riyakârlığı görün artık...

Hâlbuki milli devlet felsefesi ve onun kurucu kadrosuyla M. Kemal Atatürk hep mazlumdan yanaydı ve Türkiye Cumhuriyetini kurarken onlara iyi bir örnek oldurmuştu...

Bu sahte dindarlar-dinciler; meğer zalimlerden yanaymış da kendilerini gizlemişler... Anadolu'da yaşanan Müslümanlıkla ilgileri yokmuş bunların...

Gerçek bağımsızcılar, Batı'nın emellerine aracı olmadan, onların kulu kölesi olmadan mazlumdan yana tavır almaları gerekiyordu. Bunu başaramadılar...

Şimdi dinciler, menfaatçi piyon kuklalar grubunda yer aldılar; vatanın bütünlüğünü ve bağımsızlığını koruyan milliyetçi, mukaddesatçı, vatanseverleri "düşman" gibi gösterdiler... Bunların dışında ‘her dönemin adamı' ya da kadrosu olan uşak ruhlular ayrıca varlar...

Toplumda bu siyasi irade tarafından ayrıştırılan ve itibar gören iki cephe var; ‘milletin manevi ve milli değerlerine sarılıp onları korumaya çalışanlar' ile milletin bu değerlerini vitrin yapıp ardında çıkar sağlayan, gayrı milli unsurlara stepne olan sahtekâr yalancılar...

Dünün sosyalizmine gönül verenler, bugün de vatansever saflarda yer almaktalar... Eskiden bunlara "sağcı-solcu", şimdilerde "karşıt görüşlü" ifadeleri kullanılıyor.

Kim kullanıyor?

Emperyalizmin kuklası olan basın-yayın ve köşe kapıcısı asalaklar, yavşaklar...

1980 öncesinde gençlik olarak kanımızı ve canımızı verdik bu emperyalist uşaklığı zihniyetlere ve oyununa...

Bugün iş daha farklı; devleti çökertmek, vatanı bölmek, milleti parçalara ayırmak için görevlendirilmiş "Truva Atı" maskeli, Batı kuklası piyonlarla vatanına, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmaya çalışan ama kendini halkına tam anlatamayan ‘Milli Ruh Hareketi' var...

Herkes tehlikenin farkına varıp vatanın birliği bütünlüğünden yana mı parçalanmasından yana mı, safını belirtmek ve tavır almak durumundadır artık...

Türkiye Batı emperyalizmine peşkeş çekiliyor...

Yahudi karşıtı gibi görünüp Yahudi'den "cesaret madalyası" alanlar Türk halkını kandırıyor. Ey samimi Müslüman kardeşim, seni kandıranları, aldatanları tanı artık...

Dikkatli olmalısın; kuma gömülen kafalar bir daha asla kumdan çıkamayacaktır!

26.9.2013

1567

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir831572