Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

2. İstiklal Savaşıymış!

Kişisel web sayfası

8.1.2014

2. İstiklal Savaşıymış!

Evet, bir savaş var, ama nasıl bir savaş?

Ülkenin geleceğini koruma adına yürütülen can siperine bir savaşı...

İnsan haklarını koruma adına yapılan bir savaş...

Hak ve hukukun yok edilmeye çalışıldığı, haksızlıkların yapıldığı, hukukun delik deşik edildiği gerçek hukuku koruma savaşı...

İnsan onurunun korunmaya çalışıldığı bir savaş...

Cumhuriyeti koruma savaşı...

Yolsuzlukla, hırsızlıkla, irtikâpla, kayırmayla, rüşvetle mücadele savaşı...

Geleceğimizden endişe etmenin sonucu akıl tutulmasına karşı yapılan bir savaş...

Yarım yamalak da olsa 90 yıldan beri emek verdiğimiz insanca yaşama rejimi genç demokrasiyi koruma savaşı...

Diktatörlüğe doğru gidişe karşı vicdanların verdiği bir savaş...

Devletin Anayasası, yasalarında yazılı, olmazsa olmaz hüküm ve kuralların askıya alınma girişimlerine karşı verilen savaş... Küresel emperyal güçlere piyon olmak / olmamak savaşı...

**

Ülkemin içinde bulunduğu manzara bunları yansıtıyor maalesef...

İstiklal savaşı 1919 da başladı ve 1920 de TBMM açılışıyla devam etti...

1923 de Cumhuriyetin kurulmasıyla ulus devlet Türkiye Cumhuriyeti Devleti dünyaya ilan edildi...

Halen iktidarı oluşturan siyasi erkin kendi içinde oluşan üçayaklı bir koalisyon şeklinde devam ettiğini, bu koalisyonun bir ortağının "itirazı" sonucu büyük bir çatlak oluştuğu gözleniyor... Bu bağlamda bir iş kapma savaşı var... Düşmanı da dostu da kendi içinde olan bir savaş... Siyasi erkin ve destekçilerinin içine düştüğü "yanlışlar" niteliğindeki bataklıktan kurtulma-kurtarma savaşı... Tüm bunlar var, eğer bunları birer "savaş" olarak kabul edersek doğrudur böyle bir savaş var...

Ama hiçbir zaman "istiklal savaşı" değildir bunlar... Asla da olamaz...

Peki, nedir bunlar?

İktidarda kalma savaşıdır tüm bu olup bitenlerin yetki paylaşımındaki çatışmadır... Devletin her türlü kaynağını ve değerinin paylaşılma kavgasıdır...

Bu savaşın, kavganın temelinde çok sebep var şüphesiz; ancak en önemlisi, siyasi erkin diktatörce yaklaşımın öne çıkması, yasa ve kural tanımazlık...

Ve tüm bunların sonucu olarak olaylar karşısında aciz kalma, olup bitenlerin doğru okuyamama olarak ifadesi... Siyasi erkin ve ortaklarının davranış ve eylemleri, çaresizliğin feryadı gibi...

Yolsuzluk, hukuksuzluk, kirlenmişlik diz boyu maalesef...

Bunun sonucu olarak da bir telaş... Bir korku... Bir panik... Çünkü temeli çıkar esasına dayalı, cumhuriyet düşmanlığı hedefine endeksli oluşan ortaklıkta "karşıt" olma-yaratma sendromu; kendi içinde olan bir kavganın verdiği genel görüntü bu...

**

Görünüşe göre üçayaklı koalisyon dağıldı...

Aydınlık İslam cahiliye dönemine çevrildi...

Allah'la aldatarak iktidar olanlar... Siyaseten yalan yarışındalar...

Adalet ortak korku olursa vatandaşın, ülkenin sonu felaket olur...

Sade vatandaşımın gideceği yetkili merci neresi, çaresiz kaldığında ne yapacak?

Hakkını hukukunu nerede arayacak?

Adaletin çöküşü Devletin çöküşüdür...

**

Siyaset kurumu, özellikle yürütme erki adli yargıya, adaletin tahakkuk edilmesine engel; politik damgalı kimlik asılmış yargının boynuna...

Siyasi erkin menfaatine ve yararına uygun kararlar alkışlanıyor, olmayan kararlardan dolayı yargı suçlanıyor!

Milletin milli ve manevi zenginlikleri talan ediliyor; yetkili birileri "ben ne yapabilirim ki!" diyebiliyor... Bu bir aczin ifadesi değil de nedir?

Hırsız değil, yakalayan suçlanıyor, görevden alınıyor...

Kir-pas-irin batağında ise her şey var...

**

Vatandaş milli seyirci...

Sorulan soru; vatandaşın hakkını hukukunu kim koruyacak?

Kim kimi, kime karşı koruyacak?

Haksızlığa uğrayan vatandaş hakkını aramak için, nereye, kime, nasıl sığınacak?

Çöken Devlete mi, örgüte mi, çeteye mi?

Kime!!! Kime!!! Kime!!!

**

Çare nedir?

Yine hukukun asli ruhuna dönüştür...

Bunu yapacak ve ortamı sağlayacak olan yasama organı ve yürütmedir.

Yanlış yapan yürütme ve yasama organını hukuk kulvarına sokmak adına, hukuk lehine değiştirmek adına vatandaşın görevidir.

Bunu da doğru ve isabetli OY kullanımı ile yapacaktır...

Başka yöntem ve sistem yanlışları çoğaltır, toplumu ve ülkeyi çıkmaza sokar...

R. Demir (7.1.2014)

1493

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir831561