Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

Bir Çağrı...

Kişisel Web sayfası

22.1.2014

Bir Çağrı...

Burada, bu yazımda bir çağrıda bulunacağım;

Anadolu Müslümanlığı diye bir tabir vardır; bu, İslam'ın yani Kur'an'ın Türk kültürüyle harmanlanarak uygulandığı bir Müslümanlık...

Kur'an'a ve Yaratan'a olan saygı ve hürmetten dola...yı Anadolu Müslümanlığında haram ve helal anlayışı dini yasağın ötesinde Türk kültürünün bir erdemliliğidir.

Helal-haram, hak-hukuk olarak algılanır aynı zamanda. Sınır komşusunun meyve bahçesinden dökülen meyveyi komşu alıp yemez, yedirmez de...

Komşu hakkı ve hukukuna tecavüz anlamında algılanır ve inanç olarak da başkasına ait olan bir nesneyi yemek haram kabul edilir... Ve yenilen o haram bir lokmacık meyvenin zararının mutlaka bir şekilde kendisine yansıyacağını düşünür... Kendisi zarar görmese bile ya çocuğundan ya torundan zuhur eder / ortaya çıkar bir melanet... Onun kaynağını da yenilen haram lokmada, hak ihlali yapılan sınırda aranır ve sonuçta yapılan haksızlığın mutlaka birey olarak zararın fazlasıyla kendisine rücu edeceğine inanır...

İşte bu Anadolu Müslümanlığı anlayışının bir eseri...

Neden bunu anlattım?

**

Anadolu'nun saf ve temiz Müslüman kardeşlerime bir hatırlatma yapmak istedim sadece...

Namazında, niyazında olan müteyeddin Müslüman kardeşim, namus ve iffet ehli kardeşlerim, kendi işinde, aşında olan hakiki imanlı halkım, vatandaşım..! Aşağıda bu hatırlatma ile bağlantılı bir olayın analizini okuyacaksınız...

İşte analiz; önümüzdeki aylarda, 30 Mart 2014 tarihinde, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, Türk Milletinin kurduğu Cumhuriyet sayesinde, sana verilen en tabii hakkın demokratik hakkın olan REY (oy) tercih hakkını kullanacaksın.

Bu, sana verilmiş en büyük insani, medeni hediyedir, haktır... Bu hakkını doğru tercihten yana kullanırsan doğru adam ve kadrolar tarafından yönetilirsin. Yanlış tercih edersen yanlışlar batağına seni sürükler...

Net ve açık söylemimdir; bugüne kadar hangi siyasi partiye oyunu vermiş olursan ol, sadece şu husus düşün; oy verdiklerin hırsız mı, değil mi?

Söylenenlere inanıp, itimat eden sen vatandaş, bu güne kadar (X) siyasi partiye oy vermiş olabilirsin; şimdi bunun sorgulamasını yapmalısın...

Bunun için vatan evladı herkese hatırlatmak ve seslenmek istiyorum bu satırlarımla, çünkü bunu vatandaşlık, insanlık görevi sayıyorum!

Oyunuzu (reyini) hırsızlara, yalancılara, yolsuzlara, cumhuriyet düşmanlarına vermeyin...

Siyasi partiler ne din ne de bir iman kapısıdır; insanı cennete götürmez, dini de koruyamaz... Senin inandığın dini koruyan sadece Allah'tır... Bunu kutsal kelamda okursun... Bugün eğer camide-minarede ezan okunuyor ve yerine çanlar çalınmıyorsa, bugün hür ve bağımsız bir cumhuriyette yaşıyorsan, istediğin şekilde ibadetini yapıyorsan, bunun da İstiklal Savaşıyla yurdumuzu düşmanlardan temizleyen Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları sayesinde olduğunu asla unutma...

Bir siyasi parti insanı cennete götüremez ama cehenneme çok rahatlıkla götürebilir; daha doğrusu işlediği suça, günaha senin verdiğin oy sayesinde o günahı işlediği için seni günaha ortak eder... Bu da sana bir günah yükü getirir... Aklını kullanıp düşünürsen, bunda bir hikmet olduğunu anlarsın...

**

Yaşadığın hayatın bir gerçeği olarak önüne konulan seçim sandığı bir tercih hakkının kullanım aracıdır. Verdiğin oy, sadece siyasi bir tercihtir.

Siyasi parti birey olarak sana bir dini telkin edemez, dini rehberlik de yapamaz. Aksine siyesi parti dini politikaya alet, aracı yaptığı için büyük bir suç ve günah işler...

İşte medyadan duyduğun birkaç örnek; "Tanrı'nın vasıflarını kendi siyasi parti genel başkanına yakıştıranlar" (tövbe, tövbe), genel başkanlarını "peygamber" olarak görenler, genel başkana "dokunmak ibadettir" diyenler nasıl bir felaket zihniyetin içinde olduklarını, şirkçi olduklarını, (Allaha ortak koştuklarını) göstermez mi size!

Şirkçi zihniyete sahip herhangi bir siyasi partiye oy vermiş olsanız bile, hatadan dönmek marifettir, kulun hatasından, günahından arınması tövbe etmek ve yaptığı yanlışı tekrar yapmamasıyla olur...

Oy verdiğin siyasi parti mensupları, himaye ettikleri insanların yaptığı hırsızlık-yolsuzluk, bölücülük, vatan hainliği, mezhepçilik, din marketçiliği sizin suçunuz, kusurunuz, günahınız değildir, fakat verdiğiniz oy sayesinde o yetkiyi aldılar, bunu unutmayınız... Oyunla o günaha Allah nezdinde ortak olacağını sakın unutma...

Çünkü inandığın, ibadet ettiğin İslam'ın esasına göre de, evrensel hukuka göre de işlenen suçun da, günahın da elbette ki karşılığı olan cezalar kesinlikle şahsîdir. Babanın işlediği suçun cezasını oğul, oğlun işlediği günahın cezanı baba çekmez... Herkes kendi hesabını verir... Neden "Her koyun kendi bacağından asılır" deniliyor...

Türkiye'de büyük bir devlet krizi yaşanıyor... Son iki yılda ülke insanları kamplara ayrıldı-ayrıştırıldı... Olağan üstü bir hal yaşanıyor... Unutmayın ki Türkiye bir Mısır'a, Irak'a, Suriye'ye, Afganistana'a çevrilmek isteniyor... Bunn en büyük sorumlularını senin bilmen gerekir... Bu nedenle suç işleyen, ülkeyi kötü yöneten siyasi partilerin zihniyeti ve eylemi böyle olunca ülke felakete doğru sürükleniyor demektir...

Siz iktidarlara namusunuz olan oyunuzu (reyinizi) "ülke yararına kullanılsın" diye verirsiniz, iyi niyetin bunu gerektiriyor elbette, ama yanlış tercih edip oy vermişseniz yine de üzülmeyin, çözümü vardır; hatadan geri dönme şansınız var... Yolsuzların, hırsızların, yalancıların ceza görmesinden, yargılanmasından dolayı üzülme, aksine sevinmelisin... Senin manevi duygularını menfaatlerine harcadıkları için yargılanmaları gerekir ve sen buna memnun olmalısın...

Çünkü devlet görevini yapan bürokrat, bakan, başbakan, cumhur reisi, asker, polis, her kim olursa olsun her çaldığı, her yolsuzluk yaptığı iş ve eylem, hatta söylediği sözün zararı sizin, çoluk çocuğunuzun hakkına tecavüzdür...

Sizin ve çocuklarınızın, torunlarınızın, ülkenin topyekûn çalınan refahıdır, tahsilidir, geleceğidir, hizmetidir... Çalınanlar senden çalınanlardır...

Çükü çalınana para, asgari ücretinizin alım gücünün azalması demektir. Çalınan her kuruş, sana fiyat artışı olarak dönmesi demektir.

Bunun farkına var, anla ve hırsızların çaldıklarının senin sırtından elektrik, telefon, gaz, benzim, ulaşım, çevre temizliği zammı olarak sana yansıdığını anla...

Sofrana getirdiğin bir lokma ekmeğin, bir dilim peynirin, bir kilo zeytinin, ayda bir aldığın yarım kilo kıymanın fiyatına yansıyacağını bil ve anla...

Her temel gıdanın fiyatının içinde hırsızların çalınmış paraların karşılığı olduğunu anla, öğren ve bu ülkede hırsızlık, yolsuzluk yapan düzenbaz, yalancı, hırsızlara bir daha oy vermemelisin... İşlediğin günahı tekrarlamamalısın...

Durum bu kadar açık, net, şahitli ve ispatlı iken, olanların tam aksine bir tavırla hırsızlığı, yolsuzluğu, yalanı, hileyi savunmaya kalkarsanız, işte tam da o zaman imanınız, itikadınız tehlikede olur!

Çünkü senin inandığın din, Kur'an sana "hırsızı, hırsızlığı savun, onu destekle, ona ortak ol" demiyor, aksini söylüyor...

Buna inanıyorsan, gerçekten samimi bir Müslüman isen bu yalancılara, hırsızlara karşı çıkmalısın ve asla bir daha oyunu vermemelisin...

**

Defalarca okudun, dinledin Rabbim her türlü günahı affeder, affedeceğini buyurur... Ama asla ve asla haramın en büyüğü olan kul hakkını, devlet (kamu) hakkını yiyeni, hırsızlık edeni asla affetmeyeceğini bilirsin... Allaha şirk koşanı zaten lanetlenmiş olduğunu da bilirsiniz...

Bilmiyorsan sor, öğren... Vatandaş olarak, dindaş olarak, insan olarak bir hatırlatma yaptım... Karar senin; sevap da, günah da...

Kur'an'dan bir hatırlatma; "Aklını kullanmayanın üzerine pislik yağdırırım (kötü bir yönetimle cezalandırırım) (Yunus Suresi, 100. Ayet).

Dr. Ramazan Demir (www.r-demir.com)Devamını Gör

1564

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir831577