Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

HIRSIZLIK GENETİK MİRAS MI? (3)

KİŞİSEL WEB

22.12.14

HIRSIZLIK GENETİK MİRAS MI!.. (3)

İnsanoğlu yaradılışından beri hep bir şeye / bir şeylere inanma, güvenme ve sığınma ihtiyacı duymuştur. Ay'a, sabah olup ay kaybolunca güneşe, akşam olup güneş batınca onun da çok güçlü olmadığını düşünüp dağa, taşa, ineğe, öküze, kendi yaptığı puta vs. vs. vs...

Bu inanç sisteminin / yetisinin biyolojik oluşumun şifreleri olan genlerle ilgili değil de, "yaratılmışlık fıtratıyla" ilgisi olabileceği varsayımından ısrar etmek, aklın merkezîleş...tiği bilimsel düşüncenin sınırlarına cahilane tecavüz sayılmalıdır.

İnançsızlar olarak tanınan ya da öyle olduğu kabul edilen "ateist" insanların bile çok çaresiz kaldıklarında, dilleriyle değilse bile, kalpleriyle gücünü bilmedikleri bir varlıktan / güçten yardım dilediklerine inanmış olmanın şahitliğini yok ayabilir miyiz!..

Aklın çözemediği sayısız çok şey var hâlâ... Belki elli yıl sonra bugün çözümsüz olarak görülen çok şeyin çözülmüş olabileceğini söylemek bir kehanet sayılmamalıdır. Çünkü her yeni bilinen, yeni bir bilinmeyenin habercisidir. Bu, tarafımızdan ileri sürülen ve bilimsel dayanağı olan bir iddiadır. İspatı da vardır.

Zira insanoğlunun en zeki olanın bile ancak daha aklının / beynin %10 una yakın bir kısmını kullanmayı başarmış olduğunu unutmamak gerekir. Her neye inanırsa inansın, inandığını dile getirsin ya da getirmesin dahası gizlesin mutlaka inandığı bir varlık / güç vardır... Çünkü insanın biyolojik oluş şifresinde "inanma geni" vardır... İnançsızlık mümkün değildir. Nasıl ki oluşumun normal olan her öğesi normal karşılanıyorsa, inanç geninin de normal bir öğe olarak algılanması gerekir. İnanç geninin farklılığı, farklı toplumlarda farklı inanç sistemlerin oluşmasını sağlar.

Sonuçta insanlar arasında "inananlar" ve "inanmayanlar" ya da "inançlılar" ve "inançsızlar" diye ayırım yapılamaz. Yapanlar iyi mahlukat değillerdir; toplumunun sömürgen asalaklardır.

***

Bugün gündemde tutulmak istenen ve toplumu etkilemeye yönelik "algı" operasyonunun bir parçası da insanları kendi aralarında kategorik olarak bölmek ve çatıştırmaktır. Bu çatıştırmanın ızrarla din ve mezhepler üzerinden yapılması tesadüf değildir. Esas hedef, toplumu belli çemberler içinde tutarak, kendilerince mubah ama insani açıdan sapkın yeni dünya düzeni kapsamında sömürgen tek dünya inanç sistemi yaratma gayretleridir.

Evet, "inanç geni" tıpkı "hırsızlık geni" gibi bireyin soy kütüğü olan genetik dosyasında vardır. Bu geni taşıyanların bir kısmı "inanıyor" diğerleri "inanmıyor" ya da "hırsızlık yapıyor" diğerleri " hırsızlık yapmıyor" şeklinde ayırımın anlamsızlığı, aynı anadan ve babadan olma kardeşlerin biri "inançlı" diğerinin "inançsız" olması ya da birinin "hırsız" diğerinin "olmayışı" varsayımından hareketle bu genin sisteminin "yok" olduğunu savunmak, akıl dışı bir savunma yöntemine prim vermektir. Bu hallerde de var olan "inanç" ve "hırsızlık" genlerinin aynı anne babadan olma kardeşlerden birinde ortaya çıkıp diğerinde çıkmaması, o genin "yok" olduğunu göstermez.

SON..

1674

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir831570