Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

İnanç Sömürüsü... (1)

Kişisel Web

22.10.16

İnanç Sömürüsü... (1) İnsanı insan yapan değerlerin başında, akılla düşünebilme ve irdeleyebilme özelliği gelir. Eğer bir insan aklını kullanmıyorsa, sadece söyleneni yapıyorsa, o insanın “akla ihtiyacı yok” demektir. Birileri onun yerine düşünüyor ve üretiyor, sonra emrediyor, o da kul-köle misali itaat ediyor, verilen emre uyuyor demektir... Peki, o takdirde, insan kılığındaki bu varlıklar “gerçekten” Tanrı'nın emriyle “secde edilen” varlık insanın soyundan olabilir mi? İşte tartışma konusu olan obje de budur... *** Akılla inanmak... Peki, bir insan aklını kullanmıyorsa nasıl, neyle inanacak? Tanrı'nın emridir; “akılla inanmak ve akılla ibadet etmek...” Hal böyle olduğuna göre, insanların din ticareti yapan din tüccarlarına aldanıp inanmaması gerekir. Beklenmesi gereken bu sonuçtur. Gel gelelim ki iş öyle olmuyor. Din tüccarlarının / simsarlarının söylemlerine kanıp onların direktiflerine göre hareket ediyor insanlar... Adam önüne koymuş bir tezgâh, mütedeyyin Müslümanlara “sırat köprüsünden geçiş biletlerini” satıyor... Bu din tüccarları her gün farklı boyutlarda yalan söylüyor, bugün kara dediğine yarın beyaz diyor, bugün “yapmadım” dediğini yarın “yaptım” diyebiliyor; sonuçta yalan temelli, siyasal ya da kuramsal menfaat amaçlı bir din bezirgânlığı... Tanrı'm sen aklıma mukayyet ol... Her durumda ve zamanda zeytin yağ misali üste çıkma manevraları yapmayı da ihmal etmiyorlar; çünkü kendilerine kayıtsız ve şartsız “biat” edenleri nasıl olsa “din ticareti” ile kandıracağını biliyorlar. Hele işin içine kişisel ya da siyasi menfaat girdiyse, iş daha da karmaşık hal alıyor. *** Günlük hayatımızda din ticareti birçok şekillerde gerçekleşiyor. Adeta bir “tabu” olan konuyu satırlarla dile getirmek dahi birilerini rahatsız edeceğini tahmin etmek zor değildir. Bu nedenle de samimi Müslümanlardan kimse işin ürerine gitmiyor... Allah selamet versin bir zamanlar M. Şevket Eygi konuyu dillendirmişti de söylenmedik laf bırakmamıştı! *** İstismarcı tabelalar... Siyaset arenasında her türlü yalan ve dolanı marifet sayan bir zihniyetin yaygın halde, günlük hayatımızda da çok karşılaşıyoruz... Şimdilerde çevremize baktığımızda, insanımızın nasıl bir kandırmaca içine sürüklendiğini görüyoruz... İnanç hortumculuğu, duyu istismarı, din ticareti derya deniz... Sokakta gözlerimle gördüğüm bazı tabelaları örnek vereceğim; bakar mısınız şu tabelalara; “iffet giyim”, “Medine alçı”, “kasem inşaat”, “hıra matbaacılık”, “ihlâs ticaret”, “ehlisünnet ticaret” “devrisaadet manav”, “hicret ticaret”, “helal gıda”, “kutlu ticaret” ve benzeri pek çok olan diğerleri... Biraz daha etrafımıza bakarsak, bunların sayısını çoğaltabilirsiniz... Amaç, saf vatandaşı, “duygu-din-inanç çağrışımlı” tabela ismiyle aldatmak, inançlı vatandaşın cebini hortumlamak... En azından bunların bir kısmının bu amaçla yapıldığı, yaşanan olaylarla bir gerçektir… Ve bunlar “din” adına yapılmaktadır... Benim inancım, kutsallığım bana karşı “sömürü silahı” olarak kullanılmaktadır... İnançların hortumlanmasıdır bunlar... Her hareketi sahtedir bunların... Varmak istedikleri, doğru sandıkları yanlışa ulaşmak için sürekli hayal kurarlar; unutmamak gerekir ki hayallerin son kullanma tarihi yoktur... Hele bu hayaller insanı Yaratanla, kutsallıklarıyla, manevi duygularıyla aldatmak amacını taşıyorsa, kullanma tarihi sonsuz ve sınırsızdır. *** Peki, buna nasıl engel olunur? Önce akılını kullanacak ve sorgulayacak insan olmak... Sonra vicdanın sesini dinleyecek... Bu duruma, ancak ve ancak insanın ölçümleme merkezi olan vicdanı duyarlı hale gelirse engel olabilir... Bunu başaramadı takdirde birey kul-köle olarak, kendi ırkından olan birilerine "biat" ederek kayıtsız şartsız inanır ve Tanrı'ya şirk (ortak) koşar. Bunun son örneğini ülkemizde yaşıyoruz. Din merkezli ideolojik yapılanma ile oluşturulan "dinci terör" (FETÖ) örgütünün bıraktığı negatif etki çok tazedir. R. Demir

741

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir729635