Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

TEK ADAM TUZAĞI...

KİŞİSEL WEB

17.2.17

TEK ADAM TUZAĞI... Türkiye'nin gündemini oluşturan "Halk Oylaması" (Referandum), Anayasamızda yapılan 18 maddelik değişiklik nedeniyle yapılacaktır. Anayasal değişiklik, TBMM de yeteri kadar onay almadığı için, yani bu değişiklikler "kabul" edilmediği için hakem olarak Türk milletine başvuruluyor. Türk milleti 16 Nisan'da karar verecek; ya "hayır" diyecek ya da "evet"... Bu amaçla 16 Nisan 2017 günü sandık başına gidilecek ve bu anayasal değişikliklere, getirdiği tüm hükümlere son noktayı koyacaktır. Ancak, vatandaşlarımızın %80 değişikliğin nerede, neden ve ne için yapıldığını bilmediğini aktarıyor anketlere. Çünkü yangından mal kaçırırcasına bir "oldubitti" manevrasıyla iktidardaki AKP ve MHP'nin bazı vekillerinin "kabul" ile HDP'nin de "çekimser" kalarak "kabul" anlamında oy kullanmasıyla, "Halk oylamasına" götürülecek kadara gerekli oyu (330 ve üzeri) topladılar. Toplumun her kesimini kucaklayan bir anayasanın en az %80-90 oranında olumlu bulunması halinde anlam kazandığını biliyoruz. Halbuki halkın %80 ni değil ki değişikliklerin ne içerdiğini, ne getirip ne götürdüğünü bilmesi, neden ve ne için neyin değiştiğinden bihaberdir!.. Bu hale göre çıkacak sonucun anlamını ve değerini değerlendirebilirsiniz. *** Bu oylamada "Hayır" diyecek vatandaşların neden "Hayır" dediklerini çok iyi anlaması / anlatılması gerekiyor. Burada "tek adam" yaratma plan ve stratejisinin bir "tuzak" olduğunu anlatmaya çalışalım. *** Demokrasi ile idare edilen ülkelerde ortaya çıkan ayrılıkçı güçlerin, silahlı örgütlerin eylemleri, yasalar ve hukuk çerçevesinde tüm dünyada "terör" olarak kabul edilir. Genel anlamda ülkeler, o ayrılıkçı silahlı örgütlere ve gruplara açıktan destek veremezler. Bazı ülkeler el altında çıkarları için gizli destek olsalar da bir süre sonra yanlıştan dönüş yaparlar. Oysa "Tek Adam" yönetimi süren ülkelerde bağımsız yargı ve geçerli hukuk yoktur; bu değerler olmadığı için silahlı gruplar "Özgürlük Savaşçısı" olarak anılır ve açık destek görürler. Tıpkı Irak, Suriye, Libya, Yemen örneklerinde olduğu gibi!.. *** Başkanlık sistemi, emperyalist güçlerin yerli kuklaları kullanarak hazırladıkları bir plan ve stratejik eylemidir. Türk milletine kurulan bir tuzaktır. Bunun en büyük destekleyicisi terör örgütleridir. Başta PKK'dır. Çünkü terörist başının yazdığı ve Almanya'da yayınlanan kitapta "başkanlık sistemi" açıkça öneriliyor. *** Neden PKK Başkanlık sistemini öneriyor? Önce sonsuz yetkilerle donatılmış bir diktatör yaratılacak, bağımsız yargı ve hukuk olmayacak. Tıpkı bu anayasal değişikliklerde getirilen hükümlerde olduğu gibi... Değişen Anayasanın 18 maddesine göre "başkanlık sisteminde" hukuk ve yargı asla bağımsız olamaz. Çünkü 13 üyeli HSYK' nın (Hakimler, Savcılar Kurulu) 6 (altı) üyesini "cumhur-başkan" tarafından, doğrudan atayacak; 7 (yedi) üyeyi de "cumhur-başkanın" aynı zamanda parti genel başkanı olduğu partisinin onayı ile mecliste atayacak. Yani yargının tüm düzen ve yönetimini yapacak olan yargının en üst kurulu olan HSK üyelerinin tamamı işte bu "Tek Adam" tarafından atanacak. Vatandaş Hasan efendinin anlayacağı şekilde anlatalım. Örnek: Hüsam Ağa "cumhur-başkan" olsun, aynı zamanda (XX) partisinin de genel başkanı. Hüsam Ağa cumhur-başkan sıfatıyla 6 yargıcı tayin etti. Sonra aynı zamanda genel başkanı olduğu (XX) partisine gitti, onların oyu ile bu kez parti genelbaşkanı sıfatıyla 7 (yedi) yargıç daha tayin etti. Böylece HSK' nın (Hakimler Savcılar Kurulu) tüm üyeleri, yani yargıçların tamamı tek adamın kontrolünde olacaktır. *** Sonuçta vatandaş olarak bir kasabada herhangi bir haksızlığa uğradığında, senin hakkını arayacağın yer, bağımsız yargıçlar ve mahkemeler değil, (XX) partinin; yani "Tek Adam'ın" partisinde arayacaktır; dolayısıyla parti il ve ilçe başkanları güç sahibi olacak, başkanın dediği olacaktır. Kısaca; artık vatandaşlar hak ve hukukunu bağımsız yargıda değil, iktidardaki partinin koridorlarında arayacak duruma gelecektir. İşte büyük felaket budur. Böylece vatandaşın tüm davalarına (alacak-verecek olsun, darp olsun, cinayet olsun her türlü dava) siyasi partinin etki etme gücüne sahip olacaktır. Bunun için vatandaş hakkını korumak için "hayır" demek mecburiyetindedir. Yoksa ya "bizden olursun ya bertaraf olursun, yok olursun" denilecek! Buna razı ise vatanda seçimini, tercihini ona göre yapacaktır. *** Hal böyle olunca vatandaşta tepki oluşacak. Hak arama yolları gayrimeşru alanlara kayacaktır. Terör örgütleri "tek adam diktatörlüğüne" karşı daha çok eyleme girişecek ve toplum ya etnik ayrılıklara, ya dinsel farklılıklara ya da bölgesel bölünmüşlüklere giderek iç kargaşa, kaos başlayacak; "tek adam" diktatörün akıbeti, ve ülkesinin durumu, tıpkı yukarıda örneğini verdiğim devletlerin durumuna düşülme riski artacaktır. Anayasada yapılan bu 18 maddenin sadece bir maddesini irdeleyerek sizlere sundum. Ülkemin geleceği, bu anayasal değişim gerçekleşirse sonumuzun felaket olacağını asla unutmayalım. "Tek Adam" hangi görüşte ya da partide olması hiç önemli değildir. Burada yapılan işlem, vatandaşın, halkın egemenliğinin bir tek kişiye devredilmesi demektir. Vatandaş olarak şu sorunun cevabını bulmalıyız; "egemenliğimizi bir tek adama devredecek miyiz? Hak ve hukukunun bağımsız yargı ve yasalarca korunmasını mı istiyoruz, yoksa her türlü yetki ile donatılmış "tek adama" mı devredelim? Sonuç, bu duruma "evet" mi, "hayır" mı? İşin özü budur. Karar vatandaşımın!.. R. Demir (17.2.17)

688

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir729661