Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

Devşirme Artıkları

kişisel web

10.6.17

Devşirme Artıkları! Birinci Dünya Savaşı sonunda, Osmanlının "teslim bayrağını" çekmesiyle Batı sömürgenler tarafından başta İzmir olmak üzere Batı Anadolu ve İstanbul işgal edildi. İşgal edilirken, milli bilinç sahibi milisler direnirken, İngiliz askeri tarafından üstleri aranan bazı sarıklı ve cüppeli zevatın sırıtarak izin vermeleri, direnmemeleri dikkate değer bir haldir. Direnmek ne kelime, İngiliz'i "kurtarıcı" olarak görmüş ve "hoş gelmiş" de üstünü arıyor diye mutlu olanlar bile var bu devşirme artıkları arasında. Bunları Türk milleti hiç unutmadı. Bunların "devşirme artığı" olduğunu söyleyen söz erbabına hak vermemek mümkün değil! Bugün bunlar, İstiklal Savaşına, Cumhuriyete, Gazi Paşa ve arkadaşlarına saldırmaktalar. Milli gururdan, onurdan yoksun, zerre kadar vatan sevgisi taşımayan bu "devşirme güruhun" torunları günümüzde yine sahnedeler. Varlıklarını borçlu oldukları Gazi Paşa ve silah arkadaşlarına hakaret etmek, mukaddesatına dil uzatmak baş görevleri arasında!.. Kıl suratlarına tüküresin gelen bu onursuz, akıl fukarası namertlerin Cumhuriyete ve Türklüğe kin kusmaları tesadüf değildir; bilinçli ve planlı bir eylemin figüran yansımalarıdır! Günümüzde yine düşmanla işbirliğindeler. *** Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sırasında, Çanakkale, Sarıkamış ve Yemen cephelerinden kaçmak için bu sarıklı cüppeli mollalar isyan ettiler, zamanın yönetiminin olduğu "saraya" baskı yaptılar; "mollalar askere alınmaz" diye kanun çıkarttılar. İşte bütün mesele burada, bu eylemde özetleniyordu. Bu hususu anlatan, açıklayan hiç bir ilahiyatçıya rastladınız mı? Neden, ne için mollalara bu ayrıcalık tanındığını anlatan, açıklayan muhterem oldu mu? Peki, bir başka soru, genelkurmay şehit listesinde kaç imamımız vardır? Mollalar askere gitti de melekler sadece onları mı korudu ve hiç "şehit molla" olmadı demek mi doğru? Cephedeki Mehmetçiğin namazını kıldıran, yani askerin imamlığını yapanlar, kendi birlik komutanları olduğunu kaynaklar yazıyor, görselliklerde de görmek mümkündür. Ülkede yüzlerce medresede okuyan mollalar, hocalar vardı. Neden onlardan bir kısmı, en azından askere manevi destek, moral vermek için askere, cepheye gitmediler? Hem komutan hem manevi lider olarak askerin önünde "imam komutan" görevini üstlenmiş olan bu kahramanları, Çanakkale direnişinde, hücuma geçmeden önceki toplu namaz kılışları ve başındaki komutanın imamlık yapması bu gerçeğin belgesidir. *** Savaşlarda şehit olan erkekler yüzünden, Anadolu köylerinde sayısız kadın dul kaldı. Güya dul kadını "himaye" etmek bahanesiyle bu kadınların çoğunu, molla kılıklı güruh, "imam nikâhı" ile nikâhlarına aldılar. Çaresiz kalan kadınların "din öcüsü" korkusu altında mollalara "ram" kaldılar. (Peygamber ve çevresinin bazen 4, bazen daha fazla sayıda kadını nikâhlamalarını "savaş sebebiyle mağduriyeti önlemek" uydurmasını bahane göstermelerini Anadolu'da da aynen uyguladılar bu molla takımı) Bugün Türk düşmanlığı, cumhuriyet düşmanlığı yapan, "şeriat düzeni" isteyen katran karası vicdanlı "devşirme artığı" gayrı milli neslin asıl dedeleri-babaları işte asker kaçağı bu mollalar ve avenesidir. Seferberlik günlerinde çoğu köy yerinde, bir mollaya tüm kadınlar kalmıştır! Onun için bu "devşirme artığı" nesil Çanakkale şehitlerinin torunlarını filan değil! Çok söz işin tadını da, edebini de kaçıracağı için kısa kesiyorum bu konuyu! *** Renkli ekranlarda sarıklı din bezirganı salya sümük karışmış, halkın "şehvet" hazını galeyana getirme pahasına, cennette kaç "hurinin" verileceği, her bir hurinin taptaze "çıtır kızlar" ve bozulmamış güzeller olacağını, muhteremlere de "yüz er kişi gücünde güç" verileceğini vaat ederek işkembeyi kübradan atıp tutan kravatlı-sarıklı "şarlatan dinciler", alkışlayanlar da bu günahın ortaklarıdır. Bu şarlatanların hiç biri cephede vızıldayan mermilerin sesinden haberdar değillerdir! *** Bir olayın oluşunu aktarmalıyım; görünüşü itibarıyla mollaların başı olduğu giydiği geniş ve süslü cüppeden, beyaz uzun sakalından belli biri, etrafına topladığı sarıklı ve cüppeli mollalarla Mustafa Kemal Paşa'dan bir dilekte bulunmaya gelirler. Bunların başı ve en nüfuzlusu, öne çıkarak Gazi Paşa'dan medrese sayısını arttırmasını rica eder. Bu zat, ayrıca, medrese öğrencilerinin askerlikten muaf tutulmasını de ister. Mustafa Kemal, yüksek bir sesle, sertçe: "Ne o, yoksa sizin için medrese, Yunanlıları mağlup etmekten, halkı zulümden kurtarmaktan daha mı değerlidir? Millet kan içinde yüzerken, halkın en iyi çocukları cephelerde dövüşür, yurt için canlarını feda ederken, siz burada genç, sapasağlam delikanlıları besiye çekmişsiniz!" Mustafa Kemal, "Savaş sona erince onlarla daha ciddi konuşacağım! Delikanlıları askerden kaçıran 17 bin medrese vardır. Her şeyden önce onları malî dayanaklarından, vakıflardan, yoksun edeceğim. Yurt topraklarının büyük bir parçası, nerede ise üçte ikisi, belki de daha çoğu vakıftır. Bu topraklar mollaların yaşama kaynaklarıdır. Bunların çoğu köylülerin elinden alınmış topraklardır. Buna son vereceğiz. Bir de utanmadan hükümetten yardım istiyorlar." İşte bütün mesele burada, bu tespitte özetleniyor. Asker kaçağı hainlerin milli bilinç ve onurdan yoksun hain güruhun Atatürk'e, Türk milletine, Cumhuriyete saldırganlıklarının ardındaki gerçek, işte bu çıkarcılık zihniyetidir. Batılı sömürgen uşaklığıdır. İyi tanıyalım ve anlayalım! R. Demir (6.6.2017)

665

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir746930