Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

KEBAN SAHİPSİZ, KEBANLI DERTLİ…

Kişisel web sayfası

20.11.2012

KEBAN SAHİPSİZ, KEBANLI DERTLİ… Bu satırları; son derece iyi dilek ve düşünceler taşıyarak Kebanlı hemşehirlilerime bazı gerçekleri hatırlatmak ve yanlıştan geri dönmelerini önermek için kaleme alıyorum… Ve Allah’ın selamıyla söze başlıyorum; “Selamünaleyküm!..” Umarım ki bu satırlarımı okursunuz… Şu anda üyesi olduğunuz, ya da sempatici olduğunuz ya da geçmişte oy verdiğiniz siyasi partinin içine düştüğü-düşürüldüğü gafleti anlamanızı, düşünmenizi rica edeceğim… Bu arada partinizdeki menfaatçi grubun, iktidarda olmanın verdiği şımarıklığın, devletin, belediyelerin kaynaklarını hortumlama yarışında oldukları için tetikte pay kapmak isteyen bazı uyanıkların olacağını da tahmin ediyorum. Bu nedenle partili arkadaşlarınızın şiddetine maruz kalmamak için; yazdıklarımı canı gönülden benimsediğiniz zaman, sakın açık vermeyin, deşifre de olmayın ama gerçekleri bilin ve sırası geldiğinde ülkeyi felakete sürükleyen bu cahil zihniyete karşı çıkın… ** Nefsinizle değil aklınızla düşünün, kalbinizle tasdik ediniz… Muktedire canla başla hizmet eden, kendini feda eden Kebanlı güzel kardeşim; güzel vatanımız, ana toprağımız, baba ocağımız Keban’ın bazı sorunlarını hatırlatmak ve üzerinde düşünmeni istiyorum; Bu güne kadar Keban hep iktidar partisine oy verdi, hem de “Müslüman başbakan, Müslüman cumhurbaşkanı” diye… Dikkatine sunmak istediğim husus öncelikli olarak şudur; 1-Gerçek Müslüman, dindar yalan söyler mi? 2- Haram helal demeden devletin malını, parasını zimmetine geçirir mi, oğluna, kızına, gelinine dükkânı açar mı? 3-Vatandaşları arasında nifak sokar mı; Alevi-Sünni, Kürt-Türk-Laz-Çerkez ayırımı yaparak birbirine düşman yaratır mı? Bunları düşün… Birlik ve beraberliği parçalayanlara ne denildiğini bilirsin sen… Senin nasıl gece gündüz canla başla çalıştığını, hizmet ettiğini biliyorum ancak karnını doyuracak azığı elde ettiğin zaman ‘Allaha şükür’ deyip kenara çekiliyorsun… Ama senin verdiğin oylarla birileri servet sahibi oluyor, bunun farkında mısın? Senin çocuğun, torunun dershaneye gitmeye para bulmaz iken birden nasıl olur servet sahibi, villa sahibi, dükkân sahibi olabiliyor? Senin torunun, çocukların böyle olsa demezler mi “nereden buldun?” diye… Biliyorum; senin fukaralığının bizzat şahidiyim! Bilen bilir; merak eden her Kebanlı de sorabilir… ** Kurban Bayramı dolayısıyla Keban’da tam on gün kaldım. Etibank işletmesi, eskiden “Simli Kurşun İşletmesinin” olduğu alan tamamen Fırat Üniversitesine devredilmiş, yüksek okul var orada şimdi… Gittim, perişan halini gördüm… Çok geniş alan ve alt yapıya sahip olmasına karşın her taraf harabe, otlar kaplamış, yıkılmış, bakımsızlık her yanından akıyor. Tatile gitmemiş birkaç gençle konuştum; bir dertleri var ki sıradan değil… Bir “ah” çekiyorlar Seftil tepesinde, Nimri, Seyyit Hasan Zerraki dağında yankılanıyor… Her gün biraz daha geriye gidiyormuş okulları, kazanan öğrenci gelip kayıt yapmıyormuş, okulun perişan halini gören vaz geçiyormuş, şu anda var olan bölümler sırayla kapanmaya başlamış… ‘Uzaktan yönetim ve öğretim olmaz’ diyorlar… Okul müdürü Keban’da kalmıyor, arada bir gelip uğruyormuş! Kısaca öğrenciler Allaha emanet, öğretim görevlileri hem çok az hem de Keban’da ikamet etmiyorlarmış… ** Balıkçı üreticilerin bin-bir derdi var… Fırat havzasında kıyı şeridi sınırı belli olmadığı için üreticiler yapacakları tesisler için yer kiralama işlemlerini tamamlayamıyorlarmış; üretici oradan oraya yönlendiriliyormuş, sonuç almak mümkün değilmiş bu kurumların lakaytsızlığı nedeniyle… Biri maliye, biri milli emlak, biri orman bakanlığı, diğer ikisi de mahalli olan belediye ve kaymakamlık… Kimin yetkili olduğu karmaşası var… Bir diğer öbürüne havale etmekte, arada mağdur olan, artık bıkkınlık noktasına gelen üretici isyan derecesine gelmekte… İdari işlemlerdeki eksiklik de kaymakamlığa yönlendirilmekte, oradan da sonuç alınmamaktaymış! Adeta yakan top misali balıkçı esnafı ve üreticisi oradan oraya savrulmakta, atılmaktadır… Bu sorun, hayli sıkıntı veriyor alabalık üreticisi Kebanlı vatandaşlara… ** Dahası, baraj gövdesinin hiçbir yanı ağaçlandırılmamış, erozyon son hızla devam ediyor ve barajlar toprakla dolmakta… Barajın batı yakasındaki stabilize sahil yolu yarım bırakıldığı için balıkçı esnafı üretim tesislerine ulaşamamaktadır. Tüm bu sorunlarla ilgilenmesi gereken Kaza kaymakamlığı makamının üreticiyle diyalog kurmadığı, tamamen olayın dışında kaldığını, adeta kaderlerine terk edildiklerini duymak üzücüdür maalesef… Bu sorunların Kaza mülki amirliğinin çözmesi gerekmez mi? ** Belediyeye gelince; Keban’da bir belediye var mı, yok mu anlaşılamadı… İçme suyunun içilemediği için damacana suyu satın alınıyor… Her yanında suların aktığı bir kasabada içilecek suyun olmaması kadar vahim bir durum olabilir mi? Günlük hayvan kesimlerinin yapıldığı yer (kasaphane) sağlık koşullarını taşımadığı, hayvan sakatatının tamamen Keban deresine boşaltıldığını, etlerin üstü açık kamyonla taşındığını, her yanda hastalık için ortamın oluştuğunu söyleyen sayısız vatandaşlarımın feryatlarını dinledim… Vatandaşın derdini dinleyecek hiç bir merci, makam, yetkili yokmuş Keban’da… Özetle Keban; sahipsiz, kimsesiz, öksüz… Gerisini siz düşümüm… (11.11.2013)

1361

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir831558