Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

"Haşhaşiler"

Kişisel Web sayfası

16.1.2014

"Haşhaşiler!"

Devleti idare ettiğini söyleyen muhterem kadrolar, devletteki olup bitenlerin oluşmasına bizatihi taraf olup zaman içinde uyumlu çalıştıkları yargı ve emniyet güçleri olan yargıç, Cumhuriyet savcıları (Cim Savcıları) ve kollu...k görevlileri için çok sevimsiz bazı ifadeler kullandılar. Cim Savcılarını "Haşhaşi" tarikatının mensuplarına benzetilmesi bir kültür düzey fukaralığının ifadesi olarak algılandı... Konu, ülkemin gündemini oluşturdu, siyasetin de, yazılı ve sosyal medyanın da gündemine oturdu...

AKP genel başkanı Recep Tayyip Bey, her fırsat ve ortamda, 17 Aralık yolsuzluğa ve hırsızlığa müdahale sürecinden memnun olmadığını kesin olarak dile getirmektedir... Bugüne kadar yaşananlar bunu gösteriyor. Tayyip Bey bu girişimin kendisine karşı yapılmış bir "darbe" olduğuna inanmakta...

Olan nedir? Sebep nedir? İşin esası nedir? Soru çok...

Hırsızlık ve yolsuzluk var, ispatlı ve belgeli... Kimin yaptığı da belli... Hırsızı yakalayın diyor Cim Savcısı, polis de yakalıyor... Tayyip Bey de, "bana neden haber vermediniz" diye çıkışıyor savcıya ve polise... Bu işlemi başlatan savcı bahane bulunarak, itham edilerek -suçluymuş gibi gösterilerek- görev yeri değiştiriliyor, yaptığı soruşturma görevinden alınıyor...

Kısmen Yargının emrinde olan, kısmen bağlı olan ya da olmayan çok kritik mevkilerdeki adli kolluk görevlerinden binlercesi, emniyet teşkilatındaki binlerce üst düzey yetkili kıyıma uğruyor... Üst düzey emniyet mensubu görevlerinden alınıyor, sürgüne gönderiliyor... Yetmiyor bu insanlara ‘Haşhaşiler' denilebiliyor...

**

Ne demektir "Haşhaşi?"

Açalım biraz; Tayyip Bey, hedefe koyduğu "Cemaat" ya da "Hizmet Hareketi" için ağır ifadenin karşılığı; rivayetlere göre, anlatılan ve nakledilen bilgilere göre, resmen ‘haşhaşla kafayı bulmuş, suikastlar yapan üyelerin olduğu bir örgüt' ifadesinin çağrışımı... Yetmiyor, Tayyip Bey dozu yükseltiyor:"Hashaşiler ve efsunlanmış taraftarları..." İlginç bir ifade tabii ki... O da yetmemiş ki; "Vücuda girmiş virüs..." Bugünlerde salgın halindeki grip virüsü akla geliyor... " Dış güçlerin maşası örgüt..." Çok fena bir suçlama... Ağır mı ağır bir konuşma... İşte TBMM çatısı altında konuşulanlar... Nasıl bir kültür düzeyi ama!

**

Haşhaşi örgütünün işleyişi nasıldır?

"Haşhaşilar" örgütü, mezhep kavgalarının yoğun yaşandığı dönemlerde, Şii mezhebinden olanların (Hasan Sabbah tarafından kurulmuş) kurduğu terör örgütü. Sünni mezhep mensuplarına karşı suikastlar yapmayı amaçlamakta... Mezhep kavgasının katilleri anlaşılacağı üzere... Yine rivayete ve anlatılanlara göre; Haşaşiler tarikatına-örgütüne girenlere önce uyuşturucu özelliği olan biraz da esrara benzeyen, haşhaş bitkisinden elde edilen ve "afyon sakızı" olarak bilinen bir miktar sakız yedirilir-yutturulurmuş... (Haşhaş bitkisinin tazesinin kellesi özel bıçakla çizilmesiyle akan sütün kuruyup mayalanması sonucu elde edilen afyon sakızı). Bu ürünü çiğnemek ya da yutmak suretiyle sarhoş olan insanların toplandığı bir örgüt olarak düşünülmeli...

Rivayete göre işte bu örgüt mensupları haşhaş sakızı yiyip ya da yuttukları için bu isimle anılmışlardır. Haşhaş bir nevi esrar etkisi yaptığından kafa tam ütülenir (onların tabiriyle), içip kendinden gecene kadar devam edilir, sonra da liderinin (Hasan Sabbah) özgün sarayındaki haremine dahil olurlar...

örgüt liderinin şahsi sarayındaki haremde yüzlerce güzel ve alımlı hatunun olduğunu da belirtelim... Haşhaşla sarhoş olan adamlar, bu denli güzel hatunun gülücükleri arasında kendinden geçerler, adeta sanal bir cennete yaşarlar, uyanınca da her türlü içkinin, meyvenin, güzellikler içinde hatunun olduğunu görünce kendilerini çok farklı hissedermiş... Onca hatunun olduğu bir ortamda uyananlar kendilerini "cennette" zan ederlermiş!

Sarhoşa gösterilen bu cennetin nimetlerine inandırılmış müritleri gerektiğinde "cinayetler" de işleyebilecek kadar şartlandırılmış ve inandırılmış olurmuş... Liderleri Osman Sabbah son derece zekice planlarla binlerce müridi bağlayabiliyormuş kendine, tam anlamıyla biatçe, adeta sadık varlıklar olurlarmış...

Bu kadar etkili olabilmek özgün bir marifetin eseri olmalı... Bunu başaran da aslında "zeki" ve çok "becerikli" biri olmalıydı... Böylece lideri için canını verecek kadar bağlı on binleri bulan müritler olması tarikat reisinin gücünü de gösteriyormuş... Hedefleri Sünni devlet adamlarına suikastlar yapmak...

**

Gündeme dönersek; siyasi erkin de içinde olduğu iddia edilerek söylenen yolsuzluk-rüşvet-kara para aklama ve her türlü hile için Cim Savcılarının verdiği kararları kast ederek suçlamada bulunuldu...

Bu yolsuzlukları araştıran ve işlemleri yürüten savcıları için tarihteki, yukarıda ifade ettiğimiz, "Haşhaşi" terör örgütü mensupluğuna benzetildi, bu yaklaşımla siyasi erk olarak yetkili olunduğu devlet idaresindeki bürokratlar hakkında hoş olmayan ifadeler herkesi yaraladı... Bu bilgilerle Cim savcılarının, polis müdürlerinin tarihteki işi cinayetler işlemek olan Şii mezhepli terör tarikatının mensuplarına benzetilmesi, aralarında atıflarla bağ kurulması büyük bir talihsizliktir... On yıldan beri birlikte çalıştığı bürokratları böyle bir tarikatın mensuplarına benzetilmesi, bir anlamda iktidarın kendi suçunun itirafı gibi... Bu ifade ile siyasi terminolojide yeni bir sivil toplum örgütü oluştu; "Haşhaşiler..." Bu insanlar eğer "Haşhaşi" iseler, onları o görevlere getiren ve birlikte çalışan da yine onları suçlayan bu siyasi erk! Bunu nasıl izah etmek gerekir? El vicdan!!!

**

Gazi unvana sahip olan TBMM çatısı altında, yakasında kültür seviye düzeyi fukaralık madalyasıyla temsil edilen konuşmalar yapılıyor... Kendilerini çok muhterem sayan ve tabii ki çok da entelektüel düzeylerde dolaşan zatların konuşma konuları "kirli örgütlenmeler" devri olarak anılan Hasan Sabbah liderliğindeki, "Haşhaşiler" ve "Alamut Kalesi" gündemde... Şimdi işler daha da karıştı gibi... "Kim Hasan Sabbah, kim Nizam-ül-mülk, kim Haşhaşi karıştı? Dahası "ömer Hayyam kim?"

öyle ya tüm bu isimler tarihteki bu "sarhoş örgüt" ile ilişkili!

Onlar "Haşhaşi" ise onları o göreve getiren aynı siyasi irade değil mi?... Yaptığından şikâyetçi olmak, suç ikrarı ve itirafı demek değil midir?...

Sorulan soru şudur: "Cemaat" ya da "Hizmet Hareketi" Tayyip Bey'i hangi haşhaşla uyuttu da bu denli uzun sürdü uykusu... Neden şimdiye kadar uyanmadı da şimdi uyandı? Bugüne kadar Tayyip beyi ne ile kandırdılar?

**

SONUÇ

"Hizmet Hareketi" ya da "Cemaat" olarak bilinen organizasyonun çalışma sitili, planı ve stratejisi ile yaptığı işler, verdiği hizmetler dikkate alındığında, tarihte çok kötü ünü olan "Haşhaşiler" örgütüne benzetilmesi, itham edilmesi, aynı statüde gösterilmesi çok büyük bir yanlışlıktır. Biri Şii mezhebine mensup, diğeri Sünni mezhebine... "Haşhaşiler" Sünni mezhebin düşmanlarıydı... Hal böyleyken bu benzetme nasıl bir yere oturtulabilir!

Bu hareketin devlet yapısında bir barınma sistemi ve yakınlaşma tarzı olması demek, o hareketin tamamen "terörist", "çete", "örgüt" olmasını gösterir mi?

O takdirde siyasi erkin pek çok mensuplarının da içinde oldukları iddia edilen tarikatlar da aynı statüye sokulmuş olmaz mı? O zaman bu durum nasıl izah edilecek?!..

Devletin milli kimlik yapısına ters, cumhuriyetin temel ilkelerine ters, demokratik, hukuk ve sosyal yapısına ters bir çalışması varsa bazı örgütlerin, bunları önlemek de mevcut iktidarın görevidir.

Yaptığı yanlışlar kendi yararına olunca suskun, aleyhine işlemeye başlayınca feryat, isyan etmek ikiyüzlülüğün ifadesidir. Devleti idare edenlerin yapacağı, yapmaya tevessül edeceği bir hal ve hareket değildir...

Hele ki hırsızlığı, yolsuzluğu, rüşveti savunmak, suçu sumen altına çekmek, yalanı sermaye olarak kullanmak isteyenlere müsamaha etmek yanlıştır...

Devlet adamlığı, devlet idaresi hata yapma lüksüne sahip değildir... Devlet idaresinde "keşke" olamaz... "İyi ki" olmalıdır...

R. Demir (16.1.2014)Devamını Gör

1638

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir831574