Güncel ve Sosyal Bilim Makaleleri

Gazi Paşa ve Ermeni Tehciri

Kişisel Web Sayfası

17.5.2021

Gazi Paşa ve Ermeni Tehciri Tarih 1921, 26 Şubat... Kurtuluş Savaşı hâlâ devam ediyor, Gazi Paşa'nın bir ayağı cephede bir ayağı Ankara'da, henüz açılan, Türk milletinin kaderine el koyan T.B.M.Meclisi'ndeki görüşmelerde... Dünya merak ediyor, Batı emperyalizmine topyekûn bir kalkışma ile karşı koyan Türk milletinin başındaki komutan kimdir, onu merak ediyor... 24 Nisan'da Türkiye Cumhuriyeti Devletini "resmi kural dışı davranışla" tanımadığını söyleyen bir sığır çobanının memleketinde daha çok merak ediliyor Gazi Paşa... Tüm ikazlara ve engellemelere rağmen Amerikalı bir gazeteci kararlıdır Türkiye'ye gelip Gazi Paşa ile röportaj yapmaya... Gazetecinin adı: "Clanence K. Streit"... Çok merak ettiği Gazi Paşa'nın bir milleti topyekûn ayağa kaldırıp Kurtuluş Savaşı’nı nasıl başardığını bizzat kendisinden öğrenmek istiyor... Haklı da, en doğru haber ana kaynağından olur... Clanence K. Streit adlı gazeteci Amerika’dan Ankara’ya geliyor. Gazi Paşa bunu önemli bir fırsat olarak düşünüyor ve Türk milletinin İstiklâl Savaşı'nın neden, ne için ve nasıl yaptığını, bu mücadelenin ne denli gerekli ve haklı olduğunu tüm dünya duysun, anlasın istiyordu... Amerikalı gazetecinin sorduğu her soruya açık ve net cevaplar verdi. En son ve en önemli soruyu sona bırakıyor gazeteci... Kurnazca... *** Bugünlerde bir sığır çobanı (Cow Boy) Bay Başkan'ın Türk milletini "soy kıran bir millet" olarak ilan ettiği Ermeni konusunda Gazi Paşa'nın düşüncelerini almak istiyor... Osmanlı Devleti'nin tehcire (zorunlu göçe) tabi tuttuğu Ermeni toplumu hakkında gelen soruya Gazi Paşa şu ifadeleri kullanıyor ve bu görüşler Amerikalı gazeteci aracılığıyla dünyaya duyuruluyor. *** Gazi Paşa'nın ifadeleri şöyledir: “...Düşmanca ithamda bulunanların sürdükleri büyük mübalağalar dışında Ermenilerin tehciri meselesi aslında şuna inhisar etmektedir: Rus Ordusu 1915’de bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti... Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız bir şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu. Bu cinayetleri işleten saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah, cephane ve iaşe ikmallerini, bazı büyük devletlerin daha sulh zamanından itibaren kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan istifade ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinde yapıyorlardı. İngilizlerin sulh zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda’ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya efkârı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz. Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı.” (Kaynak: Clarence K. Streit "Bilinmeyen Türkler" Çeviri: Heath W. Lowry, sayfa 213). *** Dikkate değer bir nokta her nedense hep göz ardı ediliyor. Bakınız Gazi Paşa'nın dikkat çektiği noktaya ilgili ifadesi: "... Tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı.” Günümüzde bu konuda fikir beyan eden ne politikacımız ne devleti idare eden kadrolar ne de dışişleri diplomasisi var! Yadırgamıyorum, zira cehaletin örgütlü hali devleti idare ediyorsa her zaman ve zeminde kendine göre çizdiği fasit dairedeki kumda debelenir, durur! R. Demir (05.5.2021)

105

©2008, Tüm Hakları Prof. Dr. Ramazan DEMİR'e Aittir1050795